en güzel resmi yapmamı istedi tanrı yarım saat günde sadece mavi boyalı umut olsun dedi ismi olmaz dedim beyaz kattım içine biraz birazda ışık nurlansın diye göz kapakları sus dedi...
bir el mesafesindeydi hayata uzanışlarım tanımıyordum ki geleceğimi gözlerinden güzel bir sonbahar manzarasıydı saçları gözlerinde bulutlar vardı bembeyaz yaslandım koltuğuma izlemeye koyuldum saatlerin telaşı ve karın süzülüşüyle gökyüzünün gölgesi üzerime düşmüş...
yalnızlığımın kuytusunda bir çift rüzgar sarılmış birbirine bu gece gökyüzü parçalanacak gelmezsen bu gece kıyametin kadınları sevecek beni öldüresiye susmuş dudaklarıma ismini sürecekler işkence edecekler gözlerinle kalbime ellerini hissetmek...
hadi kalk püsküllü yatağında küçük gökyüzüm giy en yıldızlı elbisenide bu gece ufak bir bulut restoranında olucağız yağmur damlalarımızı yudumlarken ay ışığında itiraf edeceğim bütün duygularımı güneşten sıcak ellerini tutarak küçük...
bir el sallamadan ibaret gidişlerin kokun eksik duyumsayamıyorum hayallerimi çam yeşilliğine karışmış umutlarım kendimi bulamamışken yeni arayışlarım hayatımın terzinin kör makasında kesilirken can çekişlerini izliyorum simsiyah bir bulutun geçişini izler...
bitmeyen bir şarkı yaz bana melodisi sen olan seninle çınlat kulaklarımı korkularımı anlat bitmeyen bir şarkı yaz bana sözleri sen olan adınla yaşlandır gözkapaklarımı siluetine sarılayım notalarında bitmeyen bir şarkı yaz...